::::Final Assignment::::

Posted June 3, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

Proposala bağlı kalmak..

Posted May 30, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

molo-molecule.jpg

Bir önceki blogumda bahsettigim gibi final çalışmamız olan oyunumuzun alan ve bir az da tempo eksiği vardı. Bunlar en temel ve oyunu heyecanlı kılıp amacına dogru ilerlemesi için gerekli olan bir kaç önemli unsurdan sadece ikisi. Diğer oyunlarda da gördüğüm kadarıyla ebe olma duygusu ve oyun içindeki fiili hareketler(yer değiştirme veya sandelye kapmaca gibi) heyecanı tetikleyen dinamikler. Bu iki durum söz konusu değilse heyecanı arttırmak bi hayli zor. Bize sunulan propasalda ebe olması istenilmemişti ve biz de çalışmamızda bu sunulan proposala sadık kalmaya çalıştık. Oysa sonradan öğrendik ki bir çok grup bu proposalları esnetmiş ve daha cok kendi kafalarında tasarladıkları yöne doğru kaymışlar. Bizim yaptığımız yani propasala sıkı sıkı bağlı kalmak ilk başta dezavantaj gibi görünebilir fakat iş hayatından edindiğim tecrübelerime dayanarakta söyleyebilirimki, bu profesyonelliğin, yaratıcılığın ve üretmenin en önemli gereksinimlerinden. Çünkü iş hayatında karşınıza öyle istekler ve proposallar çıkıyor ki elinizden gelse bütün maddelerini teker teker değiştirmek istersiniz ama böyle bir şansınız olmadığı gibi istediğiniz kariyer basamaklarını aşmak için bunun üstesinden gelip istenileni ve arzulananı vermeniz ve üretmeniniz gerekiyor.
tASARIM

Heyecan ve tutku…

Posted May 24, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

“The others” grubu üyesi olarak zorlu bir grup çalışması ve türlü türlü problemlerden sonra final çalışmamızı gerçekleştirmiş olmanın sevincini yaşamaktayım. Oyunumuza karşı yöneltilen eleştrilerden ziyade grup olarak kendi özeleştrimizi yapmak istiyorum.
Oyunda heycan ve keyif faktörünü biraz daha ön plana çıkarabilirdik. Bunu oyunda hayvan sesleri kullanarak bize sunulan proposal paralelinde oyunumuza dahil etmeye çalıştık. Ama öyle görünüyorki bu katkılarımız biraz naif kaldı. Katılımcılardan aldığımız feedbacklere bakarsak çokta başarısız sayılmayız ama biz tasarımımızı yaparken daha aktif bir işleyiş bekliyorduk ve bunu yakalayamadık ve bu da oyunun heyecanın kırılmasına sebep oldu. Buna neden olan en büyük etkenlerden biride katılımcıların konuyu bilmesiydi. Çünkü bize sunulan proposalda oyunu 6. sınıflara oynatmamız isteniyordu ve bu öğrenciler bu konuyu ilk defa görüceklerdi ve bu da daha etkin bir ortama sebep olacaktı.
İkincisi ise alan. Alan 25 kişi için yetersizdi ve katılımcılar tablonun fiziksel varlığını ve tablodaki konumlarını net olarak göremediler. Bu sebepten tahtadaki tabloyla kendi konumlarını kıyaslayamadılar. Bu da oyunun amacının biraz havada kalmasına neden oldu.

“amaca giden her yol mübahtır”

Posted May 17, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

Son derste en hoşuma giden ve grup oyunları içinde en cok haz aldığım zap oyunundan bahsetmek istiyorum. Oyun kuralları ve oynanıiı bakımından gerçekten çok kolay ama oyuncuların içinde ve sınıf gnelinde yarattığı hava bakımından gayet başarılıo bence. Karşıdan zap veya zıp sesi ile sıranın 60 kişiyi dolaştıktan sonra sana gelmesi bayağı bir gazlıyor insanı. Bir iki urdan sonra ses tonuda ilerleme hızıda doğru orantılı olarak artıyor. İlk başta sesi cok az cıkan insanlar bile kendilerini seslerini arttırmak gibi bir zorunluluk içersinde hissediyor. Grup içinde zincirlerin kırılması ve rahat bir ortam yaratmak adına başarılı bir aktivite. Oyunun ikinci kısmı ise “ha” denilince sıranın tersine doğru ilerlemesi durumu biraz kısrlaştırıyor bence. Ama bu eksikliğide grubun farklı noktalarından oyuncular insanlar seçerek bir nebzede olsa gidermiş oluyorsunuz. İlk yaptığımız uygulama ise bence farklı öğrencilere daha uzun ritmler tutturularak daha zengin bir hale getirilebilir. Böylece ilk uygulandığı zamanki kazanımları ile birlikte topluluk içerisinde daha uzun süreli ve daha anlamlı uygulanabilir bir aktivite halina getirilebilinir.Normalde bir insanın kedi veya herhangi bir hayvan sesi çıkartması hele de bizim veya daha ileriki yaşlardaki insanlar için pek te normal bir durum olmasada şunu kabul etmek lazım “amaca giden her yol mübahtır”.

amaca doğru..

Posted April 26, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

creativity3.gif

Problemlerin tam sınırları ile belirlenmesinden sonra yola koyulduk ve sona umduğumuzdan çabuk geldik sanırım. Bütün grup arkadaşlarım ve ben bize gelen konuyla ilgili birşey çıkaramayacağımızı sanmıştık proposalı ilk aldığımız zaman. Çünkü konu gerçektende zor du. İşlem konusu hakkında ne daha önce bir oyun nede ufakta olsun bir aktiviteye rastlayamadık bütün araştırmalarımızda. Bu yüzden herşeyi oturup sıfırdan yazmak zorunda kaldık. Başlangıçta gerçekten kaplumbağa hızı ile ilerliyorduk ama geçen ders ne olduysa birden bire oyunumuzu küçük ama amacı bakımından son derece önemli olan küçük eksiklikleri dışında tamamlamıştık. Hani dünyayı dolaşmak için yola çıkan karıncaya demişler ya “ sen nasıl gideceksin saçmalama yapamazsın” karıncanın buna cevabı “gidemesemde hiç değilse o yolda ölürüm”. İlk başta sıfırdan birşey yaratmak ve daha önce belkide denenmemiş birşey üzerine bir tasarım yapmak gerçektende bayağı ürkütmüştü bizi ve ilk haftalar bu duygunun gölgesinde gayet karamsar geçti grup toplantılarımız ve fikir beyanatlarımız. Ama gördükki bu bir projeden öte kendimizi test edişimizdi. Acaba yaratıcı değilmiyiz? Sorusu hemen hemen hepimizin aklından geçti. Ve bu yüzden bu yola devam etme kararı aldık ve sanırım başaracağız…

bekle ve gör..

Posted April 19, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

Mekandı, şartlardı, gelmeyenlerdi derken çok şükür başladık final projemize. Görünen o ki top artık bizde. Zaten bizdeydi de şimdi sanki biraz daha somutlaştı. Geçen dersten hatırladığım ve beni en cok düşünceye sevk eden nokta bize gelen çalışmaydı. Hani piyangodan çıktı derler y aaynı o türdendi. Belliki arkadaşlar bir haftalarını dersin başındaki 5 dakikaya sığdırmışlardı. İlk başta dez avantaj gibi görünüyordu ama aslında bir avantajdı bu bizim için. Çünkü problemi de biz oluşturduk kurguyuda. Bu durum bizim grubumuz adına projenin ilk bölümü için bi anlamda kayıptı aslında. Ama öyle ümid ediyorum yapacağımız çalışmalarla bu durumu avantaj haline getirebilcez. En sonunda gruplardan neler çıkacak merakla bekliyorum.

Şimdi oldu..

Posted April 5, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

dsc01211.jpg

Tartışmaların, yağmurların ve türlü olumsuzlukların gölgesinde kalan ve gerçekleştirmek için yaklaşık üç haftadır ısrarla uğraştığımız oyunumuzu nihayete erdirdik sonunda. Tam kuralları ile oynandığında gayet eğlenceli ve güzel bir oyunmuş. Bu oyunun benim için iki adet getirisi oldu. Birincisi oyunun içinden ve amaçlarıyla gelenler ki bunlar; topluluk olmak, kurallara uymak, eğlenceyi paylaşmak, güvende olmak, gibi. İkincisi ise benim için çok daha önemli. Haftalardır bu aktivitenin başına gelmedik terslik kalmadı ve her defasında bir aktivite için hazırlanırken yarım kalmışlığın verdiği o kötü haz ile iki hafta geçirdik. Derslerde böyledir. Daha önce herhangi bir sınıf veya topluluk karşısında ders anlatan arkadaşlar beni daha iyi anlayacaktır. Mesela bir sınıfta dersinizin içindeki bir aktiviteyi, konuyu veya bir soruyu tam nihayete erdirmeden oradan ayrılınca sanki orada yaptıklarımın hepsi boşa gitmiş ve tamamlanmamışlığın verdiği kötü his ile yoluma devam etmiş oluyorum. İnanın sizin hislerinizin hemen hemen aynıları öğrencileriniz tarafına da yansıyor ve onlarda sizin gibi yarım kalmışlığı derinden hissediyorlar. Bu cümlenin sonuna nokta koymamak gibi birşey.
İlk oynadığımız zaman arabalar yüzünden yarıda kalmıştı ve oyunun tam kuralları oturmadan kötü bir şekilde bırakmak durumunda kalmıştık. Bu durum oyun hakkında kesin ve negatif düşüncelerin oluşmasına sebep olmuştu ama bu hafta kurallarıyla ve harfiyen uygulanınca oyuna dair bütün negatif düşüncelerim kayboldu. Bu oyunu daha yaşça ve hayat tecrübesi bakımdan üstün kişilere oynatıldığını düşündüm bir an. Çünkü bizler yinede belirli bir noktadan sonra topluluk içinde gayet rahat davranabiliyoruz ama onlar her hareketinden önce kariyerini, makamını ve toplum içinde bulundukları noktaları kati suretle gözden geçirecektir. Acaba merak ediyorum onlarda Muharrem gibi herkesin gözü kapalıyken elini kaldırıp “ben buradayım,kşeyim ben” diyebileceklermi ya da ortada boş boş elini sağa sola sallayarak gözleri kapalı garip garip hareketler sergileyebileceler mi.

Yetenek ve toplum..

Posted March 29, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

talent1.jpg 

Geçen dersten aklımda kalan en canlı ve beni düşünceye sevk eden noktaydı yetenek. Yaptığım araştırmalara göre yeteneğin kelime anlamı “doğal kabiliyetler veya vasıflar”. Böyle tanımlamışız yeteneği. Bu da yeteneğin genlerle ne derecede alakalı ve bağlantılı olabileceği noktasında bizi yeterince aydınlatıyor zannedersem. Gerçi doğallıktan neyi kastediyor bu adamlar orasıda tam bir muamma. Yani doğallık doğuştan mı gelen yoksa sonradan özümsenen mi? Gördüğümüz gibi bizim tartışmamızın ve bu kelimeyi açıklamaya çalışan adamların biraz ötesinde kalıyor ama herşeye rağmen ben de kendimce tanımlamak istiyorum. Bence yetenek birşeyi usulüne uygun yapabilmektir. İşi yaparken ne kadar usulüne uydurabiliyorsak o derece yetenekliyiz demektir.İkinci bahsetmek istediğim noktada köşe oyunu. Oyun köşedekiler ve içeridekiler olmak üzere iki dereceliydi. İçeridekiler için grup olmak, içinde bulunduğunuz grubu dört yönü ile hissetmek dışında pek fazla bir şey yoktu belki ama ya dışardakiler yani köşedekiler için?.Şahsen ben köşedeki biri olarak neler hissettiğimi paylaşmak istiyorum. Sabah erken kalkıp okula gelmişsiniz. Güzel bir kahvaltının verdiği keyifle hocayı dinlerken hobaaa. Bir den herkes yaklaşık 60 kişi sana doğru dönüyor ve senden bir komut bekliyor. Hoca anlatırken o kadarda garipsememiştim olayı bişeyler yaparız diye düşünmüştüm ama inanın 60 kişi size doğru dönüpte sizden bişeyler (bir haraket, bir aksiyon) bekler gözle bakınca yaklaşık bi 5 saniye donup kalıyosunuz. Ve ani bir kararvermeniz gerekiyor belki bu karar hayatınızı çokta etkilemiyecek ama yine de toplum için deki alışılagelmiş hareket felsefenizle kendinizi sınırlandırılmış hissediyorsunuz. Belki de bu 5 saniye beyninizdeki ve toplumdaki sınırlarınızı aşmanıza yardımcı oluyor.

Özgün..

Posted March 22, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

Derste en çok değinmek istediğim ve kendimce olayın özünde bir derinlik gördüğüm “özgün çalışmalar” aktivitesi. Aktivite diyorum çünkü bu yaptığımız bence oyunun ötesinde, kurallar ve işleyiş biçimi açısından oyundan farklı özellilklere sahip. Mesela oyunda özgünlük kavramının tam karşılığını bulmak çok zordur ve o ortamı yaratabilmek için daha fazla efor sarfedersiniz. Katılımcılar bu kavramı somutlaştırmaya çabalarken diğer bireylerden gelen eleştri veya negatif elektrik yüzünden kendi özgünlüğünden saparak topluluğun istediği noktaya doğru ilerleyebilir. Bu yüzden özgünlük kavramının böyle bireysel bir çalışmayla yapılması gerçekten başarılı.
İşte asıl soru “Biz eğitimciler olarak bu çalışmayı nasıl kullanabilir ve zenginleştirebiliriz ?”. Mesela benim bölümüm kimya öğretmenliği. Ben bu çalışmayı nasıl kimya öğretiminin içine veya paraleline dahil edebilirim? Belki öğrencilerin öğrenmekte ve üç boyutlu şekillerini hayal etmekte büyük sıkıntılar yaşadığı organik kimyada adlandırma konusunda kullanabilirim. Mesela öğrencilerden yapay modeller ile diledikleri bir bileşik modeli oluşturmalarını ve bu oluşturdukları öğrendikleri kurallara göre modelin adlandırmalarını isteyebilirim..gibi gibi..
 

Tecrübe..

Posted March 15, 2007 by alpergul
Categories: Uncategorized

Birçok kişinin blogunda ilk sıralarda gordüğüm ve benim de derhal bahsetmek istediğim oyunumuzun daha doğrusu aktivitemizin bir eğitimci tarafından bıçak gibi kesilmesi. Bu konuyu iki durumda ele almak gerektiğine inanıyorum. Birincisi bizim haklı arabadaki kişinin haksız olduğu, ikincisi de bizim haksız arabadaki kişinin haklı olduğu.
Aktivitenin bir ders ile ilgili olarak ve ehliyetli bir insan tarafından gerçekleştirilmesi, sosyal değerler bakımından bir kişinin onlarca kişinin eylemini hiçe sayması ve en önemlisi arabadaki kişinin eğitimci olması; bunlar bizi haklı çıkaran noktalar. Diğerleri ise bizim haksız olabileceğimiz yönünde olanlar; arabadaki kişinin yolu kullanma hakkının olduğu, o an on metrelik mesafeyi yürüyemiyecek kadar hasta veya kötü bir durumda olması vs……ve uzar gider çünkü mevzu gerçekten derin ve hassas noktalara temas ediyor. Bunların ötesinde bu olayın bana kazandırdıklarından dersimiz bağlamında bahsedecek olursam;
Toplu bir aktivite için gereken alanın önceden temini,
ders içerisinde veya aktivite anında dışarıdan gelen müdahalelere mümkün olabildiğince en kısa zamanda ve öğrencilerden uzak bir yerde karşılık vermek,
Ve en önemlisi daha sonra sınıfta veya başka bir yerde bu konuyu öğrencilerimle dillendirmemek. Üçüncü noktayı böylesine vurgulamamın sebebi dersi sonlandırırken bu olay yüzünden kazandığımız negatif enerji.
Dışarıda oynadığımız ikinci oyun bence grupta veya daha büyük ölçekli topluluklarda ortak bir sinerji yaratma adına gayet başarılıydı. Ebe olmak ta ebe olmamak için kaçmak kadar zevkli ve heyecan vericiydi. Şimdiye kadar oynadığımız oyunların birçoğunda ebe olan kişi daha çok yoruluyordu ve daha az keyif alıyordu. Ama bu oyunda ebe olunca kolkola girdiğin diğer ebeleri ,ki bu en son kopmadan önce 20 kişi kadardı, peşinden sürklemek için harcadığın enerji ve sıkı sıkı kol kola olmanın verdiği duygu grup olmanın, aynı amaca hizmet etmenin hislerimize somut bir yansıması gibiydi.